bt_bb_section_bottom_section_coverage_image

Yetişkinlerde DEHB; Psikiyatrist Aslında Ne Yapar?

Kırk yaşına gelmişsiniz. Başladığınız işlerin çoğunu bitirmemişsiniz. Sözünüzü tutmak istiyorsunuz ama tutamıyorsunuz. Kendinize defalarca söz verdiniz, hiçbiri işe yaramadı. Ve bir noktada şunu düşünmeye başladınız: sorun bende, ben böyle biriyim.

Bu yazım, o cümlenin doğru olmayabileceği ihtimaliyle ilgili.

Bu sayfa kimin için

  • Yetişkinlikte DEHB olabileceğini düşünen ve nereden başlayacağını bilmeyen kişiler
  • Yıllardır depresyon ya da kaygı tedavisi gören, ama tedavi bir türlü oturmayan kişiler
  • Çocuğuna DEHB tanısı konduktan sonra kendi geçmişini yeniden düşünmeye başlayan ebeveynler
  • Tanı almış ama ilaç dışında ne yapılacağını bilmeyen kişiler

Yetişkinlikte DEHB nasıl görünür?

Erişkin DEHB, çocuktaki halinden farklı görünür. Aşırı hareketlilik çoğunlukla geri çekilmiştir, yerine içeriden gelen bir huzursuzluk geçmiştir. Belirtiler daha çok hayatın işleyişinde ortaya çıkar:

  • İşe başlayamamak. Yapılacak şeyin ne olduğu bellidir, süre yeterlidir, ama başlangıç anı bir türlü gelmez.
  • Zamanın nereye gittiğini kestirememek. Bir işin ne kadar süreceğini tahmin etmek güçtür.
  • Başlanan projelerin sayısı, bitenlerin sayısından çok fazladır.
  • Dağınık bir dikkat ile aşırı odaklanma arasında gidip gelmek. İlgi çeken bir konuda saatler kaybolur, ilgi çekmeyen bir konuda beş dakika dayanılmaz.
  • Dürtüsel kararlar. Alışverişte, işten ayrılmada, tartışmalarda.
  • Duygusal tepkilerin hızlı yükselmesi ve hızlı geçmesi.
  • Kronik bir yetişememe hissi ve buna eşlik eden suçluluk.

Bu listedeki maddeler tek başına tanı koydurmaz. Hepsi başka tablolarda da görülür. Belirleyici olan, bunların ne zamandır sürdüğü ve hayatı ne ölçüde kısıtladığıdır.

Neden bu kadar geç fark ediliyor?

Çocukta DEHB genellikle çevre tarafından fark edilir. Öğretmen görür, aile görür, süreç başlar.

Yetişkinde böyle bir mekanizma yok. Hayat kurulmuş, iş yerleşmiş. Kimse gelip “senin dikkat profiline göre bu düzeni değiştirelim” demiyor. Kişi zorlanıyor, zorlandığını da bir tanıya değil kendi karakterine bağlıyor.

Bir de şu var: pek çok kişi yıllarca telafi eder. Zekâsıyla, aşırı çalışmasıyla, son dakika paniğiyle. Bu telafi bir yere kadar çalışır. İş yükü arttığında, çocuk doğduğunda, sorumluluk çeşitlendiğinde sistem çöker. Kliniğe gelme zamanı da çoğunlukla o andır.

DEHB kliniğe nadiren DEHB olarak gelir

DEHB’in yetişkinlikteki en önemli açmazı burada yer alıyor.  Bana “sanırım bende DEHB var” diyerek gelenler azınlıkta. Çoğunluk başka bir şeyle geliyor. Geçmeyen bir depresyon. Yıllardır süren bir kaygı. Biten bir evlilik. Üst üste kaybedilen işler. Alkol, kumar bağımlıkları vs.

Ve bu tablolar tedaviye direniyor. Kişi üç farklı antidepresan kullanmış, “bende işe yaramıyor” diyor. Terapiye başlamış, birkaç seans sonra bırakmış.

Bazılarında nedeni şu: tedavi edilen tablo ikincil, altta duran tablo hiç görülmemiş. Yıllardır işini yetiştiremeyen, sözünü tutamayan, her başladığını yarıda bırakan bir insanın depresyona girmesi tesadüf değil. Depresyonu tedavi edip altını görmezseniz, aynı koşullar aynı sonucu tekrar üretir.

Birincil ile ikincili ayırmak ancak klinik değerlendirmede yapılabilir. Erişkin DEHB’de psikiyatristin en özgün katkısı buradadır.

Eşlik eden tabloların hangi sırayla ele alınacağına karar vermek de aynı işin parçası. Ağır bir depresyonun üstüne dikkat çalışması kurmaya kalkarsanız hiçbir şey oturmaz. Sıralama yanlış olduğunda doğru müdahaleler bile işe yaramaz.

Değerlendirme nasıl yapılıyor?

Erişkin DEHB tanısı tek bir testle konmaz.

Görüşmelerde ele alınanlar:

  • Şu andaki belirtilerin ayrıntılı dökümü ve günlük hayatı nasıl kısıtladığı
  • Çocukluk dönemine ait bilgi. Tanı için belirtilerin erken dönemde başlamış olması gerekir. Karne, öğretmen yorumları ya da aileden alınacak bilgi bu aşamada değerli olur.
  • Ayırıcı tanı. Uyku bozukluğu, depresyon, kaygı bozukluğu, tiroid sorunları ve uzun süreli stres benzer bir tablo yaratabilir.
  • Eşlik eden tabloların taranması
  • Ölçekler ve dikkat testleri destekleyici bilgi verir, tanıyı tek başına koymaz. Tanı klinik değerlendirmeyle konur.

Yanınızda sizi uzun süredir tanıyan birinin bulunması değerlendirmeyi kolaylaştırır. Kendi belirtilerimizi geriye dönük hatırlarken hepimiz güvenilmez bir kaynağız.

Tedavide ne yapıyoruz?

İlacın yaptığı ve yapmadığı şey

İlaç konusundaki görüşümü hastalarıma da aynı cümlelerle anlatıyorum.

İlaç iyileştirmez. İlaç bir sera kurar. Belirtiler yüksek sesle konuşurken hiçbir beceri öğrenilemez, hiçbir düzenek kurulamaz, hiçbir terapi oturmaz. İlacın yaptığı şey o gürültüyü kısmaktır. Böylece asıl çalışmanın yapılabileceği bir alan açılır.

DEHB’de bu çok net görünür. İlaç tedavisi dikkat ve odaklanmayı belirgin biçimde iyileştirir. Ama hiçbir ilaç kişiye bir sistem kurmaz. Takvim tutmaz, işi parçalara ayırmaz, telefonu masadan kaldırmaz.

Sera kurulur ve içine hiçbir şey ekilmezse, ilaç kesildiğinde kişi tam olarak geldiği yere döner. Aynı ortam, aynı alışkanlıklar, aynı sonuç.

İlaç kararı kişiye göre verilir. Herkese ilaç başlanmaz, ilaç tek başına yeterli olmaz ve bazı kişilerde ilaçsız ilerlenebilir.

Asıl iş: iradeyi değil düzeneği çalıştırmak

Bağımlılık alanında yıllardır merkeze aldığım bir ilke var ve DEHB’de birebir geçerli: davranışı belirleyen şey niyet değil, ortamdır.

DEHB’li bir yetişkine “daha çok çabala, daha dikkatli ol” demek işe yaramaz. Yıllardır zaten çabalıyor. Sorun çaba miktarında değil, çabanın tek başına taşıyıcı olmamasında.

Yapılan iş, dikkatin zayıf olduğu her noktaya dışarıdan bir destek koymaktır:

  • Hatırlamayı belleğe değil sisteme yıkmak.
  • İşi başlanabilir büyüklükte parçalara bölmek, çünkü DEHB’de asıl kilitlenme başlama anındadır.
  • Dikkat dağıtıcıları iradeyle değil fiziksel olarak devre dışı bırakmak.
  • Sürenin nasıl aktığını gösteren dış işaretler kurmak, çünkü zaman algısı bu tabloda güvenilmezdir.
  • Kritik kararları dürtüsel karar verilen anlardan uzağa taşımak.

Bunlar basit görünen düzenlemeler ama bir insanın yıllardır tutamadığı işi tutmasını sağlayabiliyorlar. Çocukta bu düzenlemeyi aile yapıyordu. Yetişkinde kişinin kendisi yapıyor, biz de bunun nasıl kurulacağını birlikte çalışıyoruz.

Kırk yıllık anlatının değişmesi

Geç tanı alan insanlar kendileri hakkında hazır bir açıklamayla geliyorlar. Tembelim. Sözümün eri değilim. Ailemi hayal kırıklığına uğrattım. Bu açıklama otuz yılda, defalarca tekrarlanan aynı deneyimden damıtılmış. Bu cümleler artık bir yorum değil bir kimliğe dönmüş durumda.

Tanı bu açıklamanın yerine başka bir açıklama koyduğunda, kişinin neyi deneyeceği değişiyor. Yıllardır “ben yapamam” diye girmediği alanlara giriyor.

Şu uyarıyı da eklemek gerekiyor: tanı bir muafiyet belgesi değil. “DEHB’im var, o yüzden yapamıyorum” cümlesi, “tembelim” cümlesinden daha az sıkıştırıcı ama aynı ölçüde durdurucudur. Tanının işlevi sorumluluğu kaldırmak değil, sorumluluğun nereye konacağını doğru göstermek.

Tanı koymamak da bir sonuçtur

Yetişkinlerde DEHB tanısı çocuktakinden zordur. Belirtilerin erken dönemde başlamış olması gerekir ama bunu yıllar sonra geriye dönük hatırlamaya dayanarak değerlendiriyoruz. Ayrıca dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve düzensizlik pek çok tabloda görülür.

Sosyal medyada DEHB içeriğinin arttığı bir dönemdeyiz ve kendine tanı koyup gelen kişi sayısı da yükseliyor. Bu kişilerin bir kısmında gerçekten DEHB var ve yıllardır atlanmışlar. Bir kısmında ise muhtemelen başka tablolar oluyor ve onlara asıl katkım onların DEHB olmadığını söylemek oluyor.

Değerlendirme sonucunda “bu tablo DEHB değil” demek de bir çıktıdır ve doğru tedaviye giden yolu açar.

DEHB ve bağımlılık

DEHB olan kişilerde madde kullanımı, alkol ve kumar dahil dürtü kontrolü sorunları daha sık görülür. Kumar bağımlılığı hastalarımın bir bölümünde altta bu tablo duruyor. Görülmediği sürece hiçbir kısıtlama planı kalıcı olmuyor, çünkü planı yürütecek olan işlevler zaten zayıf.

Kumar bağımlılığı tedavisi hakkında

Sıkça Sorulan Sorular

Var. Tanının değeri geçmişi değiştirmesinde değil, bundan sonra kurulacak düzenin doğru varsayımlar üzerine kurulmasında. Ayrıca yıllardır tedaviye direnen bir depresyon ya da kaygı tablosunun neden çözülmediğini açıklayabilir.

Bazı kişilerde olur. Belirti şiddeti orta düzeydeyse ve kişi düzenek kurma çalışmasını yürütebiliyorsa ilaçsız ilerlenebilir. Belirtiler günlük işleyişi ağır biçimde bozuyorsa, ilaçsız çalışmanın oturması genellikle zorlaşır.

İlaç bırakıldığında ilacın sağladığı etki de kalkar. Geri dönüp dönmeyeceğini belirleyen şey, ilacın açtığı dönemde bir yapı kurulup kurulmadığıdır. Kurulmuşsa bu yapı ilaçtan bağımsız olarak çalışmaya devam eder.

Konmaz. Bu testler sadece bir fikir verir. Yüksek puan almak tanı anlamına gelmez, düşük puan almak da güvence sağlamaz.

Varsa eski karneleriniz ve öğretmen yorumları, daha önce kullandığınız ilaçların listesi ve varsa önceki psikiyatrik değerlendirme raporlarınız. Sizi uzun süredir tanıyan bir yakınınızın görüşmeye katılması da faydalı olur.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir