Eşi ya da çocuğu kumar oynayan danışanlarımın yüzünde aşina olduğum bir ifadeye sıkça rastlıyorum: Kandırılmış olmanın yarattığı derin bir hayal kırıklığı ve üzüntü. Aileler genellikle, “Giden parayı öderiz ama bizi enayi yerine koymasını, gözümüzün içine baka baka yalan söylemesini hazmedemiyoruz” derler. Bir ilişkiyi ayakta tutan zemini yıkan bu yalanlar, gerçekten bir karakter bozukluğu mu yoksa hastalığın bir parçası mı?
İçindekiler
Bu Bir Karakter Hatası Değil, Beynin “Kaçış” Yolu
Kabul etmesi zor olsa da, klinik deneyimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Kumar bağımlılığında yalan, keyfi bir tercihten ziyade sıkışmış birinin can simididir. Bağımlı birey yalan söylemekten zevk almaz; aksine yaşadığı utanç o kadar büyüktür ki, gerçeği söylerse karşılaşacağı tablodan (terk edilmek, statü kaybı, hayal kırıklığı) ölesiye korkar. Beyin, o korkunç yüzleşmeyi yaşamamak ve “oyuna” devam edebilmek için en kestirme yolu seçer: İnkâr ve yalan. Karşınızdaki kişi sizi sevmediği için değil, bağımlı beyni onu “gerçeği bükmeye” zorladığı için yalan söyler.
Evde “Polis-Hırsız” Oynamaktan Vazgeçin
Yalanı yakalamak için telefon karıştırmak, hesap dökümlerini incelemek veya yeminler ettirmek genellikle işe yaramaz. Siz bir dedektif gibi açığını aradıkça, o daha profesyonel saklanmayı öğrenir. Evin içi bir “kovalamacaya” dönerken, siz de eş veya ebeveyn rolünden çıkıp “sorgu memuru”na dönüşürsünüz. Bu durum, aradaki son duygusal bağı da koparma riski taşır.
Yalanı Yakaladığınızda Ne Yapmalısınız?
Yalanı görmezden gelmeyin ancak enerjinizi “itiraf ettirmeye” de harcamayın. Bağımlı zihin köşeye sıkıştığında daha çok yalan üretir. Bunun yerine net ve sakin bir duruş sergileyin:
Belgeyi Ortaya Koyun: “Yine mi oynadın?” diye bağırmak yerine, hesap hareketlerini masaya koyup; “Durumu görüyorum. İnkar etsen de gerçeğin bu olduğunun farkındayım. Bu şartlarda sana güvenemem” demek çok daha etkilidir.
Eylemlere Odaklanın: Ona sözlerine değil, sadece davranışlarına ve somut kanıtlara bakarak hareket edeceğinizi gösterin. “Sana inanmıyorum” demek savunma yaratır; “Sözlerine değil, eylemlerine bakıyorum” demek sorumluluğu ona yükler.
Ankara’da Güven Yeniden İnşa Edilebilir Mi?
Evet, ancak bu zaman alan bir süreçtir. Kişinin sadece “dürüst olacağım” demesi yeterli değildir. Bakırköy ekolünden gelen klinik tecrübemiz ve Ankara Mahall Ankara’daki kliniğimizde uyguladığımız tedavi protokolleri ile bu süreci yönetiyoruz. İlaç tedavisi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) gibi yöntemlerle dürtüler yatıştıkça, kişinin yalan söyleme ihtiyacı da kendiliğinden sönecektir. Amacımız sadece kumarı durdurmak değil, yalanlarla zedelenmiş ilişkileri de iyileştirmektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kumar bağımlısı neden sürekli yalan söyler?
Yalan söylemek, bağımlı birey için bir savunma mekanizmasıdır. Gerçeği söylemenin yaratacağı utançtan ve dışlanma korkusundan kaçmak için beyin otomatik olarak yalana başvurur.
Tedavi başladıktan sonra yalanlar hemen biter mi?
Hayır, güvenin inşası zaman alır. Tedavinin ilerlemesi ve dürtülerin kontrol altına alınmasıyla birlikte, kişinin yalana olan ihtiyacı kademeli olarak azalır.
Ona tekrar güvenebilecek miyim?
Güven, sözlerle değil zamanla ve tutarlı eylemlerle geri kazanılır. Profesyonel terapi desteği, bu sürecin aile içinde daha sağlıklı yönetilmesini sağlar.
Yalanlarını yüzüne vurmak doğru mu?
Tartışma veya öfke anında değil; sakin bir zamanda kanıtları (ekstre, dekont vb.) ortaya koyarak dürüstçe konuşmak daha sonuç odaklıdır.
Ankara’da aileler için güven tazeleme terapisi var mı?
Evet, Ankara Çankaya’daki kliniğimizde hem hastaya hem de aileye yönelik seanslarla, bozulan güven ilişkisinin yeniden yapılandırılması üzerine çalışmaktayız.
Bu içerik Doç. Dr. Alparslan Cansız tarafından, bağımlılık sürecinde bozulan güven ilişkisini onarmak isteyen aileleri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz.

Doç. Dr. Alparslan Cansız, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu ve psikiyatri uzmanıdır. Uzmanlık eğitimini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tamamlamış; Harran ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültelerinde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ve aile terapisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Halen Ankara Çankaya’daki özel muayenehanesinde hizmet vermektedir.






