bt_bb_section_bottom_section_coverage_image

Arada Bir Keyif İçin Bahis Oynamak Bağımlılık Sayılır mı?

Muayenehanemde en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Ben bağımlı değilim hocam, arada bir keyif olsun diye oynuyorum.” Bu cümleyi kuranların bir kısmı gerçekten haklı. Bir kısmı ise sınırı çoktan geçmiş ama henüz kendine bunu söylememiş durumda. İkisini birbirinden ayıran şey oynama sıklığı değil aşağıda onlardan bahsedeceğim.

Kısa cevap

Hayır. Arada bir bahis oynamak tek başına bağımlılık anlamına gelmez. Kumar oynama bozukluğu tanısı, ne kadar sık oynadığınıza değil, oynamanın hayatınızın geri kalanıyla kurduğu ilişkiye bakar. Kontrolü kaybediyor musunuz, kaybettiğinizde durabiliyor musunuz, oyun dışındaki alanlarınız zarar görüyor mu? Ölçüt burada.

Sıklık ölçüt değil, işlevsellik ölçüt

İnsanlar bana çoğunlukla rakam getiriyor. “Ayda iki kere oynuyorum.” “Sadece maç günü.” “En fazla beş yüz lira.” Bu bilgiler tek başına bir şey söylemez.

Psikiyatride kumar oynama bozukluğuna bakarken sorduğumuz sorular başka:

  • Planladığınızdan fazla oynuyor musunuz?
  • Kaybettiğiniz parayı geri kazanmak için ertesi gün tekrar giriyor musunuz?
  • Aynı heyecanı almak için bahis miktarını yükseltmeniz gerekiyor mu?
  • Oynamadığınız günlerde huzursuz, gergin ya da boşlukta hissediyor musunuz?
  • Ne kadar oynadığınızı çevrenizden gizliyor musunuz?
  • Kötü hissettiğinizde oynama isteğiniz artıyor mu?
  • Bırakmayı denediniz mi ve başaramadınız mı?

Bunlar tanı kriterlerinin gündelik dile çevrilmiş hali. Ayda bir oynayıp bu maddelerin dördünü işaretleyen biri, haftada üç kez oynayıp hiçbirini işaretlemeyen birinden daha riskli bir yerde duruyor.

Üç ayrı bölge var, ikili bir ayrım yok

“Bağımlı mıyım, değil miyim” sorusunun ortasında geniş bir alan var.

Sosyal kumar. Bütçesi önceden belli, kaybedilen para hayatta bir şeyi bozmuyor, oynama kararı serbestçe verilip serbestçe geri alınabiliyor. Kişi kaybettiğinde canı sıkılıyor ama peşine düşmüyor. İnsanların çoğu ömrü boyunca bu bölgede kalır ve klinik olarak bir sorun yaşamaz.

Sorunlu kumar. Tanı ölçütlerini karşılamıyor ama zarar başlamış. Bütçe zaman zaman aşılıyor, eşten gizlenen bir yatırım var, uyku düzeni bozuluyor, aklın bir kısmı sürekli orada. Bu bölge en çok gözden kaçan bölgedir çünkü kişi hâlâ “kontrolüm var” diyebilir ve teknik olarak yanılmıyordur.

Kumar oynama bozukluğu. Kontrol kaybı yerleşmiş, kişi sonuçlarını gördüğü halde devam ediyor. Klinik tanının konduğu yer burasıdır.

Bu üç bölge arasında bir duvar yok. Geçiş kademeli olur ve genellikle kişi geçtiğini fark etmez.

“Arada bir oynuyorum” cümlesini kim kurar?

Burada dürüst olmam gerekiyor, çünkü bu yazıyı okuyan iki farklı insan var.

Birincisi gerçekten arada bir oynayan kişi. Bu yazıyı meraktan ya da bir yakını için okuyor. Ona söyleyeceğim şey basit: davranışınız bugün itibarıyla klinik bir tablo değil.

İkincisi ise sınırın üzerinde duran kişi. O da “arada bir” diyor ama bu cümle artık bir tarif değil, bir savunma. Muayenehaneye bu cümleyle gelenlerin önemli bir kısmı, birkaç görüşme sonra çok daha yüksek rakamlar ve çok daha sık oynamalar anlatıyor. Yalan söylemiyorlar. Kendi davranışlarını gerçekten böyle hatırlıyorlar, çünkü kumarda hafıza kazanan oyunların/bahislerin etrafında toplanır.

Kendi kendinize sorabileceğiniz en yalın soru şu: bu cümleyi kime karşı kuruyorsunuz? Gerçekten arada bir oynayan insanın kendini savunma ihtiyacı olmaz.

Erişim testi: en güvenilir ölçüt

Bağımlılık çalışmalarımda merkeze aldığım çerçeve erişim kısıtlamasıdır. Aynı çerçeve, kişinin nerede durduğunu anlamak için de işe yarar.

Şunu deneyin. Bahis uygulamalarını telefondan silin. Ödeme yaptığınız kanalı kapatın. Bir aylığına erişiminizi tamamen kaldırın.

Sonuç size cevabı verir:

  • Rahatsanız, bu davranış hayatınızda taşıyıcı bir işlev görmüyor demektir.
  • İçinizden pazarlık sesleri geliyorsa (“bu hafta önemli bir maç var”, “sadece bu seferlik”, “aslında gereksiz bir tedbir bu”), oyunun sizde ihtiyaç haline gelmiş bir tarafı var demektir.
  • Kısıtlamayı kuramıyor ya da gizlice bozuyorsanız, cevabınız zaten net.

Bu test tanı koymaz. Ama “ne kadar oynuyorum” sorusundan çok daha fazla bilgi verir, çünkü rakamlarla değil davranışla konuşur.

Sanal bahis “arada bir”i neden zorlaştırıyor

Yirmi yıl önce kumar oynamak için bir yere gitmek gerekiyordu. Mesafe vardı, kapanış saati vardı, nakit vardı, cüzdanın boşaldığını görmek vardı. Hele ki Ankara’da yaşıyorsanız çok daha zordu. Bunların hepsi birer frendi.

Bugün bu frenlerin tamamı kaldırıldı. Uygulama cebinizde, gece üçte açık, para sadece bir rakam, kaybettiğiniz anda yeni bir bahis seçeneği ekranda. Sistem tam olarak “arada bir”i imkânsızlaştırmak üzere tasarlandı. Bonuslar, kayıp iadeleri, canlı bahis akışı, hepsi kişiyi oturumda tutmak için var.

Bu yüzden bugünün “arada bir”i, on beş yıl öncekinden daha kaygan bir zemin. Niyeti aynı olan bir insan aynı yerde kalmakta çok daha fazla zorlanıyor. Klinikte gördüğüm hızlanma da bununla ilgili: eskiden yıllar süren bir seyir, artık bazen aylarla ölçülüyor.

Kaymanın erken işaretleri

Kişinin kendi fark edebileceği ilk sinyaller şunlar:

  • Umursamadığınız bir lige, sırf bahsi olduğu için bakmaya başlamak
  • Bahis miktarının sessizce yukarı doğru sürüklenmesi
  • Kaybedilen paranın peşine ertesi gün düşmek
  • Kazandığınızda çekmek yerine tekrar oynamak
  • Eşinize ya da yakınınıza rakamı olduğundan düşük söylemek
  • Canınız sıkkınken oynama isteğinin artması
  • “Bu ay hiç oynamayacağım” deyip iki hafta sonra kendinizi girmiş bulmak

Bu maddeler tanı listesi değil. Ama birkaçı birden varsa, bulunduğunuz yer artık sosyal kumar bölgesi değil.

Ne zaman yardım almak gerekir

Beklemeye gerek yok. Bağımlılıkta yaygın bir yanlış inanış var: kişi dibe vurmadan yardım almanın erken olduğu düşünülüyor. Tersi doğru. Erişim kısıtlaması ve davranış düzenlemesi, tablo yerleşmeden önce çok daha kolay kurulur.

Şu üç durumdan biri varsa bir uzmanla konuşmakta fayda var:

  1. Bırakmayı denediniz ve tutamadınız.
  2. Oynadığınızı ya da miktarını yakınınızdan gizliyorsunuz.
  3. Borç, iş performansı ya da ilişkinizde somut bir zarar oluştu.

Kumar oynama bozukluğu tedavi edilebilir bir tablodur. Süreç, erişimin fiilen kısıtlanmasıyla başlar ve arkasından kişinin bu davranışı ne için kullandığının çalışılmasıyla devam eder.

Sıkça Sorulan Sorular

Kendi başına değildir. Belirleyici olan sıklık değil, kontrolün elinizde olup olmadığıdır. Haftada bir oynayıp kaybettiğinde peşine düşen kişi, her gün küçük bir miktarla oynayıp o miktarı hiç aşmayan kişiden daha riskli bir yerdedir.

Miktar tek başına koruyucu değildir. Bağımlılık davranışı miktarla değil davranış örüntüsüyle kurulur. Ayrıca miktarın zamanla yükselme eğilimi vardır ve bu yükselişi kişi çoğu zaman fark etmez.

Bu davranış, kumar oynama bozukluğunun en karakteristik belirtilerinden biridir. Klinik dilde kayıp kovalama denir. Yalnızca bu madde bile dikkate alınmayı hak eder.

Sosyal kumar bölgesindeki biri için mümkündür. Kontrol kaybı bir kez yerleşmiş kişiler içinse bu hedef genellikle gerçekçi olmaz ve tedavide sınırlı oynama hedefi yerine erişimin kaldırılması tercih edilir

Tarama amaçlı fikir verirler, tanı koymazlar. Bir testte yüksek puan almak tanı anlamına gelmediği gibi, düşük puan almak da güvence sağlamaz. Değerlendirmenin bir uzmanla yapılması gerekir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir