Bugün 21 Eylül, Dünya Alzheimer Günü. Bu yılın teması erken tanı olarak belirlenmiş: ne kadar erken tanırsanız, o kadar çok şey yapabilirsiniz.
İçindekiler
Temanın iyi seçildiğini düşünüyorum, çünkü hastalarımızda asıl sorun tanının konamaması değil de geç konmasıdır. Ve gecikmenin en sık yaşandığı yerlerden biri psikiyatri poliklinikleri oluyor. Bunun sebebi de demansın ilk belirtisinin çoğu zaman unutkanlık olmamasıdır.
İlk gelen şikâyet bellek yakınmaları değil
Ailelerin anlattığı ilk şey genellikle hafıza ile ilgili sorunlar olmuyor. Babam eskiden böyle değildi. Kimseyle görüşmek istemiyor. Sinirli, çabuk parlıyor. Hiçbir şeyden zevk almıyor. Uyku düzeni bozuldu. Eskiden yapmayacağı şeyler söylüyor.
Bu tablo psikiyatriye gelir ve tanımlanabilir bir karşılığı vardır: geç başlangıçlı depresyon. Tedavi başlanır. Kısmen fayda da görülebilir, çünkü depresif belirtiler gerçekten oradadır. Ama bazen bu tablo bir depresyon değil, yeni başlayan bir sürecin ilk görünümüdür. Bu başvuru da bilişsel belirtiler görünür hale gelmeden aylar hatta yıllar önce yapılabilir.
Ters yönde de aynı hata yapılabiliyor
Ağır bir depresyon, demansa çok benzeyen bir tablo yaratabilir. Kişi unutur, odaklanamaz, sorulara cevap veremez, günlük işlerini yapamaz hale gelir. Aile “bunama başladı” diye gelir. Oysa ortada geri dönüşlü bir tablo vardır ve depresyon tedavi edildiğinde bilişsel işlevler düzelir.
Eğer bu ayırımı yapamazsak tedavi edilebilir bir depresyona “yaşlılık işte” denip geçilir, kişi yıllarını kaybeder.
Ayrımda işe yarayan işaretler
Burada bahsedeceklerim kesin ölçüt değiller ama bize yol gösterebilirler.
- Şikâyeti kim getiriyor? Depresyonda kişi kendi unutkanlığından yakınır, hatta abartır. Demansta genellikle yakınları getirir, kişi kendisi unutkanlığını sorun olarak görmez.
- Başlangıç nasıl? Depresyonda belirtiler daha ani başlar, başlangıç tarihi hatırlanabilir ve daha hızlı bir şekilde tablo oturur. Demansta ise başlangıç sinsi ve yavaştır, ne zaman başladığı söylenemeyebilir.
- Sorulara nasıl cevap veriyor? Depresyonda sık duyulan cevap “bilmiyorum” olur, kişi denemeyi bırakır. Demansta cevap verilir ama cevap yanlıştır ya da boşluk doldurularak verilir.
- Gün içi değişim var mı? Depresyonda belirtiler sabah ağırlaşıp akşama doğru hafifleyebilir. Demansta akşam saatlerinde artış daha tipiktir.
Yine de şunu söylemem gerekiyor: bu ikisi birbirini dışlamaz. Yani hastada hem depresyon hem de erken evre demans bulunabilir ve aslında en sık karşılaştığımız durum da budur. Ayrımı “acaba hangisi var” sorusuyla değil de ikisini birden değerlendirerek yapıyoruz.
Bir kural olarak 60 yaşından sonra ilk kez başlayan psikiyatrik tablo
Bir insan altmış yaşına kadar hiç psikiyatrik bir tablo yaşamamışsa ve ilk kez o yaştan sonra depresyon, kaygı, şüphecilik ya da belirgin bir kişilik değişikliği ortaya çıkıyorsa, bu tablo tek başına alışageldiğimiz psikiyatrik tablolardan biri olarak kabul edilmemelidir. Altta bir nörolojik süreç, bir metabolik bozukluk, bir ilaç etkisi ya da başka bir tıbbi durum olabilir. Bilişsel değerlendirme ve gerekli tetkikler yapılmadan tanı tamamlanmış sayılmaz.
Bu kural erken tanının en pratik aracıdır. Uygulanmadığında geçen süre, tedavi ve planlama için kaybedilen süre oluyor.
Erken tanı neden bu kadar önemli
Erken tanı tabi ki Alzheimer’ı durdurmaz ama tanıyı erkenden koymak bize çok şey sağlıyor.
Geri dönüşlü tablolar ayıklanır. Tiroid işlev bozukluğu, B12 eksikliği, depresyon, uyku apnesi, ilaç etkileri ve daha birkaç durum benzer bir tablo yaratır ve bunlar tedavi edilebilir. Erken değerlendirme ile bu hastalıkları dışlarız.
Kişinin kendi kararlarını verebileceği bir zaman aralığı kalır. Nerede yaşamak istediği, nasıl bakılmak istediği, mali ve hukuki düzenlemeler. Tanı geciktiğinde bu kararları başkaları verir.
Aile hazırlanır. Tanının olmadığı dönemde aileler davranış değişikliklerini kişiliğine bağlar. “İnat ediyor”, “bize kızıyor”, “bilerek yapıyor”. Tanı bu yorumu değiştirir ve o değişim, ailenin tükenme hızını belirler.
Eşlik eden psikiyatrik tablolar tedavi edilir. Demansa eşlik eden depresyon, kaygı ve uyku bozukluğu tedavi edilebilir tablolardır ve yaşam kalitesindeki farkı asıl bunlar belirler.
Önlenebilirlik: umut verici ama abartılmamalı
2024 yılında Lancet Komisyonu demans üzerine güncellenmiş raporunu yayımladı. Rapor yaşam boyu etkili 14 değiştirilebilir risk faktörü tanımladılar: düşük eğitim, işitme kaybı, hipertansiyon, sigara, obezite, depresyon, fiziksel hareketsizlik, diyabet, aşırı alkol kullanımı, kafa travması, hava kirliliği, sosyal izolasyon, görme kaybı ve yüksek kolesterol.
Yazarların hesabına göre bu faktörlerin tamamı ortadan kaldırılabilseydi demans vakalarının yaklaşık yarısı önlenebilir ya da geciktirilebilirdi. Fakat bu rakamı dikkatli okumamız gerekiyor. Bütün bu faktörlerin toplumdan tamamen kaldırıldığı varsayımsal bir durumda bile ilişkilerin ne kadarının gerçekten nedensel olduğu yine tartışmalı. Yani “yarısı önlenebilir” cümlesi bir vaat değil, bir potansiyel tahmini ifade ediyor.
Yine de listedeki dört madde psikiyatrinin doğrudan alanına giriyor ve bunlar gerçekten düzeltilebilir şeyler.
Depresyon. Hem risk faktörü hem erken belirti olarak listede. Bu ikiliği çözmek zor ama tedavi edilmesi gereken bir tablo olduğu her iki durumda da değişmiyor.
Sosyal izolasyon. Emeklilikten, eş kaybından ya da hareket kısıtlılığından sonra sosyal temas hızla daralıyor ve bu daralma çoğu zaman kimsenin gündeminde olmuyor.
Alkol. Bağımlılık alanında çalıştığım için bunu özellikle söylüyorum: uzun süreli aşırı alkol kullanımının bilişsel etkileri genellikle ihmal ediliyor ve bu etkilerin bir kısmı, kullanım erken dönemde durdurulduğunda düzeliyor.
İşitme kaybı. Duymayan insan konuşmaya katılmayı bırakıyor, sosyal teması azalıyor, bilişsel uyaranı düşüyor. İşitme cihazı kullanmaya başlamak çoğu insanın aklına gelmeyen ama en somut adımlardan biri.
Bakım veren kişi de hasta olabilir
Demans hastasının bakımını üstlenen kişi, genellikle eşi ya da bir çocuğu, maalesef kendi ruh sağlığını ikinci plana atıyor. Çalışmalar depresyon, kaygı, uyku bozukluğu ve tükenmenin bu grupta belirgin şekilde yaygın olduğunu gösteriyor.
Bu kişiler kendileri için yardım istemiyorlar ya da bunu kendilerine hak görmüyorlar. “Asıl hasta o, bana bir şey olmaz, ya da şu an kendimle ilgilenecek zaman değil” diyorlar. Sonra bir noktada bakım veremez hale geliyorlar, ki bu da bakılan kişinin en büyük kaybı oluyor.
Şüpheleniyorsanız ne yapmalı
“Yaşlılık işte” cevabını kabul etmeyin. Yaşla birlikte bir miktar yavaşlama olur. Ama günlük işlerin yapılamaz hale gelmesi, bilinen yolların karıştırılması, yakın zamanda konuşulan şeylerin tamamen hatırlanmaması yaşlanmanın normal seyri değil.
Değerlendirme için nereye gidilir. İlk değerlendirme için nöroloji polikliniklerine başvurmak en ideal başlangıçtır. O aşamada duygudurum belirtileri baskınsa ya da ayrım yapılamıyorsa psikiyatri de sürecin parçası oluyor. İkisi birlikte çalıştığında daha sağlıklı sonuçlar alınıyor.
Yanınızda ne götürün. Kullanılan tüm ilaçların listesi, ne zaman ve neyin değiştiğine dair somut örnekler, varsa eski tetkikleri yanınızda bulunudurun. Kişiyi uzun süredir tanıyan birinin görüşmede bulunması değerlendirmenin en önemli parçalarından biri, çünkü kişinin kendi anlatımı bu tabloda yeterli olmayabilir.
Erken gitmekten çekinmeyin. Değerlendirme sonucunda “ortada bir şey yok” demek de bir sonuçtur ve kimse bunun için boşuna gelmiş sayılmaz.
Sık sorulan sorular
Unutkanlığım var, Alzheimer mı oluyorum?
Kendi unutkanlığından rahatsız olup hekime başvuran kişilerde tablo çoğunlukla başka bir şeydir. Stres, uykusuzluk, depresyon ve kaygı belleği belirgin şekilde etkiler. Asıl dikkat edilmesi gereken durum, kişinin kendisinin fark etmediği ama çevresinin fark ettiği değişikliklerdir.
Depresyon tedavisi bilişsel şikâyetleri düzeltir mi?
Tablo depresyona bağlıysa büyük ölçüde düzelir. Düzelmiyorsa bu bilgi de değerlidir ve ileri değerlendirme gerektirir.
Demans ve Alzheimer aynı şey mi?
Demans bir şemsiye terim, Alzheimer ise en sık görülen alt tipi. Başka türleri de var ve tedavi yaklaşımları farklılaşabiliyor. Bu yüzden "demans var" demek yeterli bir tanı değil.
Ailemde Alzheimer var, benim riskim ne?
Ailede öyküsü olmak riski artırır ama kaderi belirlemez. Vakaların büyük çoğunluğu doğrudan kalıtsal geçişli değildir. Değiştirilebilir risk faktörleri üzerinde çalışmak bu grupta da anlamlıdır.
Erken tanı konursa tedavi var mı?
Hastalığın seyrini durduran bir tedavi henüz yok. Belirtilere yönelik ilaç seçenekleri, eşlik eden psikiyatrik tabloların tedavisi ve ilaç dışı yaklaşımlar var. Erken tanının asıl kazancı tedaviden çok zaman kazanmak.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel bir değerlendirmenin yerini tutmaz. Bellek şikâyetleri için nöroloji polikliniklerine başvurulmalıdır.
Kaynaklar
- Alzheimer’s Disease International, Dünya Alzheimer Ayı 2026 kampanyası ve teması
- Livingston ve ark., Lancet Komisyonu 2024 demans raporu — 14 değiştirilebilir risk faktörü

Doç. Dr. Alparslan Cansız, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu ve psikiyatri uzmanıdır. Uzmanlık eğitimini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tamamlamış; Harran ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültelerinde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ve aile terapisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Halen Ankara Çankaya’daki özel muayenehanesinde hizmet vermektedir.






