Geçtiğimiz hafta, içimizdeki öfke sarmalını ve bizi nasıl bir barut fıçısına çevirdiğini konuşmuştuk. Ancak bugün uyandığımız dünya; sınırlarımızdaki savaş ve ekonomik değişimler gibi o öfkeyi besleyen çok daha devasa belirsizlik dalgalarıyla bizi karşılıyor. Her sabah bir “son dakika” bildirimiyle sarsılmak, sadece saatlerimizi değil, yarının huzurundan borç aldığımız “duygusal sermayemizi” de tüketiyor.
İçindekiler
Belirsizlik Neden Bu Kadar Can Yakar?
İnsan beyni hayatta kalmak için “öngörülebilirliğe” ihtiyaç duyar. Savaş ve kriz gibi kontrolümüz dışındaki güçler devreye girdiğinde, beyin hiç susmayan bozuk bir alarm gibi “kronik tetikte olma” haline geçer. Bu durum; odaklanma güçlüğü, uyku bozuklukları ve kontrolsüz öfke patlamalarına zemin hazırlar. Belirsizliğin en sinsi yanı, olayların düzelmesini beklerken akıp gidan hayatımızı “askıya almamıza” neden olmasıdır.
Küresel Kriz ve Bireysel Kaygı: İkincil Travma
Ekranlardan akan savaş görüntüleri ya da artan fiyatlar sadece birer veri değildir; zihnimizde “Geleceğim tehlikede mi?” sorusunu uyandırır. Psikolojide ikincil travma dediğimiz bu durum, biz cephede olmasak bile sosyal medya aracılığıyla savaşı salonumuzun içine taşır. Bu sürekli maruz kalma hali, empati yorgunluğu yaratarak bizi hayata karşı duyarsızlaştırabilir ya da aşırı kaygılı bir hale getirebilir.
Psikolojik Dayanıklılık İçin 4 Temel Liman
Bu yangının içinde kendimizi yakmadan ayakta kalabilmek için şu stratejileri uygulayabiliriz:
Kontrol Çemberine Dönün: Küresel siyaseti tek başınıza değiştiremezsiniz, bu sadece çaresizliği artırır. Bunun yerine kendi “küçük çemberinize” odaklanın: Bugün ne yiyeceksiniz, işinizde neyi daha iyi yapabilirsiniz, sevdiklerinize nasıl vakit ayıracaksınız? Kontrol hissi, kaygının en büyük panzehiridir.
Bilgi Kirliliğinden Arının: Haberleri sadece güvenilir kaynaklardan ve belirli saatlerde takip edin. Gece yatmadan önce izlenen savaş görüntüleri beyninize “tehlikedeyiz” mesajı göndererek dinlenmenizi engeller.
Duygularınızı İsimlendirin: Tahammülsüz hissettiğinizde kendinize sorun: “Bu tepkim şu anki olaya mı, yoksa genel bir belirsizlik kaygısına mı?” Duyguyu isimlendirmek onun üzerinizdeki gücünü zayıflatır.
Değerlerinize Tutunun: Belirsizlik hedeflerinizi (yatırım, seyahat) erteleyebilir ama değerlerinizi (anlayışlı bir ebeveyn olmak, çevresine fayda sağlamak) erteleyemez. Karakteriniz sizin kontrolünüzdedir.
Ankara’da Kaygı Bozukluğu ve Terapi Desteği
Fırtınayı durduramayabiliriz ama yelkenlerimizi nasıl tutacağımızı seçebiliriz. Ankara Mahall Ankara’daki kliniğimde, Bakırköy ekolünden gelen klinik tecrübemizle, belirsizlik kaygısı ve ikincil travmalarla baş etme süreçlerinde Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ve bilişsel yöntemlerle danışanlarımıza destek sunmaktayız. Sakin kalarak ve kendi rutinlerimize tutunarak bu süreci atlatmak mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular
Belirsizlik kaygısı fiziksel belirtilere yol açar mı?
Evet; kronik tetikte olma hali kalp çarpıntısı, mide sorunları, kas ağrıları ve uyku düzensizlikleri gibi psikosomatik belirtilere neden olabilir.
Sürekli haber izlemek neden kaygıyı artırır?
Beyin, ekranda gördüğü trajik görüntüleri birer "yakın tehdit" olarak algılar ve vücudu sürekli stres modunda tutan adrenalin/kortizol salınımını tetikler.
“Kontrol Çemberi” tekniği nasıl uygulanır?
Bir kağıda kontrol edebildiğiniz (günlük rutinler, tepkileriniz) ve edemediğiniz (dünya siyaseti, döviz kuru) durumları yazın. Enerjinizi sadece kontrol edebildiğiniz iç çembere odaklayarak kaygınızı yönetebilirsiniz.
İkincil travma yaşayan biri ne zaman profesyonel yardım almalı?
Günlük işlevselliğiniz bozulduysa, sürekli bir felaket beklentisi içindeyseniz ve sevdiklerinizle ilişkileriniz bu kaygı nedeniyle zarar görüyorsa psikiyatrik destek almanız faydalı olacaktır.
Ankara’da kaygı bozukluğu tedavisi için hangi yöntemler kullanılır?
Kliniğimizde özellikle belirsizlikle barışmayı sağlayan ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi) ve duygu düzenleme becerilerini artıran terapi yöntemleri ön plana çıkmaktadır.
Bu rehber Doç. Dr. Alparslan Cansız tarafından, toplumsal krizlerin bireysel ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla hazırlanmıştır. Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz.

Doç. Dr. Alparslan Cansız, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu ve psikiyatri uzmanıdır. Uzmanlık eğitimini Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tamamlamış; Harran ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültelerinde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ve aile terapisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Halen Ankara Çankaya’daki özel muayenehanesinde hizmet vermektedir.






